En ideal doğum yöntemi

doğum,sezeryan.bebek örgüleri,hotels

Op. Dr. Seval Taşdemir; bir anne adayının hangi yöntemle doğum yapması gerektiğine, onun psikolojik ve tıbbi yapısına bakılarak karar verilmesi gerektiğini söyledi ve ekledi: İdeal yöntem kişiden kişiye değişir!
Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Op. Dr. Seval Taşdemir, doğum yöntemleriyle ilgili soruları yanıtladı:

* En ideal doğum yöntemi hangisidir?
Şartlar normal ise; normal doğumdur. Ama hastanın doğum şekli sezaryen gerektiriyorsa; tartışmasız sezaryendir. Yan gelişler, bebeğin eşinin yani içinde bulunduğu torbanın doğum kanalını kapatması ya da iri bebek sezaryen gerektirir. Şartlar uygunsa epidural anestezi ile doğum da idealdir. Ama hasta için hastane o konforu sağlıyorsa yani hastanın başında doğum doktoru ile birlikte özel anestezi uzmanı bulundurarak doğumu gerçekleştiriliyorsa; bu arzu edilen doğum şeklidir. Bu şekildeki epidural doğum hem hasta, hem de hekim için özel bir konfordur. Yalnız Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için büyük bir yüktür. Onun için en uygun doğum yöntemi; eğer hasta uygunsa normal doğumdur.

DÜŞÜĞÜN ETKİSİ YOKTUR
* Üst üste düşük yaptıktan sonra hamile kalanlar için en güvenli yöntem nedir?
Üst üste düşük yapmanın doğum şekliyle bir ilgisi yoktur. 3 tane bebeğini 2-3 aylıkken kaybeden aileler, genel eğilim olarak normal doğum riskini almamak için sezaryen konusunda ısrarcı oluyorlar. Ancak düşük yapmış olmak aslında sezaryen yapmayı gerektirmez. Bu durumdaki hastalara her iki doğum şekli de anlatılır. Hastanın psikolojik ve tıbbi yapısına hangi doğum şekli daha uygunsa, o uygulanmalıdır.

* Diyabet hastası bir anne adayı mutlaka sezaryeni mi seçmelidir?
Diyabet gebeliği riskli gebeliktir. Diyabet gebeliklerinde iri bebek veya bebekte gelişme geriliği, annelerde tansiyon yükselmesi, ödemle birlikte gebelik zehirlenmesi sık görülür. Bu durumlar, sezaryenle doğumu gerektiren durumlardır. Diyabetli bir gebeliğin sezaryen olma oranı yüksektir.

SEZARYEN İZ BIRAKABİLİR
* Tüp bebek yöntemiyle hamile kalan kadınlar için en uygun doğum yöntemi sezaryen midir?
Bütün tüp bebek hastaları normal doğum yaptırmak zorunda değildir. Ancak genelde, geç yaştaki hastalar için biz sezaryeni öneriyoruz.

* Sezaryenden sonra kadınlarda operasyon izi kalıyor mu?
Her hastanın doku yapısı değişiktir. Bazı hastalarda fazla, bazılarında az iz kalabilir. Kesilen yerde en azından çizgi halinde iz kalır. Türkiye'de ameliyat yerini lazer adı verilen deri içi yöntemiyle dikmek mümkün. Bu dikiş bikini bölgesine yapıldığı için de estetik bir sorun oluşturmaz.

* Sezaryen yaptırmaması gereken anne adayları var mı?
Yara iyileşme problemi olanlara, sezaryeni önermeyiz. Diyabet ve şeker hastalarında bu tür sorunlar olabilir. Genel anesteziye karşı duyarlılığı olanlar da, sezaryen kararını gözden geçirmelidir. Bu kişiler epidurali deneyebilir. Kanama ya da pıhtılaşma gibi kan hastalığı olanlar da sezaryen konusunda dikkatli olmalıdır.

Doğum listesi hazırlayın!
Op. Dr. Seval Taşdemir, anne adaylarına doğum öncesinde bir liste hazırlamalarını öneriyor. Listede olması gerekenler:
* Doğumun gerçekleşeceği hastanenin adı, adresi ve telefonu.
* Doktorun adı, adresi ve telefonu. Eğer doğumda bulunamayacaksa, onun yerini alacak şahsın adı, adresi ve telefonu.
* Hastaneye giden en kolay yol.
* Ambulans telefonu.
* Sizi hastaneye götürecek kişinin adı ve telefon numarası.
* Doğum ve hastanede kalma süresinde gerekecek eşyaların bulunduğu bir çanta.

http://www.sabah.com.tr/ozel/dogum4987/dosya_4994.html

16/10/2008, Kategori: Dogum Bilgileri : Yorum (2) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

doğum için geç kalmayın


Uzmanlar, gebelik 42 haftayı geçtiğinde doğan bebeklerde bazı Sağlık sorunlarıyla karşılaşılabileceğini belirtti.

Zübeydehanım Doğumevi Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Özer Kutlu, son adet tarihine göre yaklaşık doğum yapma tarihinin 40 hafta üzerinden kolayca hesaplanabileceğini söyledi. Kutlu, gebeliğin erken dönemlerinde yapılan ultrasonografik tetkiklerin büyük önemi olduğuna dikkat çekerek, "Erken dönemdeki tahlil ve tetkikler geç dönemde yapılanlara göre doğum tarihi hesabında daha kesin bilgiler vermektedir. Gebelik 42 haftayı geçtiğinde anne karnı bebek için daha riskli olmaya başlar. 42 haftayı geçen bebeklerde ise bazı sorunlarla karşılaşabilir" dedi.

Dismatürite sendromu ile bebeğin doğumda uzun boylu ve zayıf, tırnaklarının ve saçının uzamış, derisinin ise ince ve buruşuk olabileceğini, tıpta makrasomi olarak bilinen bebeğin kilo artışına bağlı sorunların ya da sıkça karşılaşılan mekonyum aspirasyonu ile bebeğin içinde bulunduğu suya kendi dışkısını yapıp daha sonra bunu akciğerlerine çekerek doğum sonrası solunum sıkıntılarına yol açabileceğini hatırlatan Dr. Kutlu, "Gebelerin yüzde 80'i, 38-42 hafta arasında doğum yaparlar. Yüzde 10 kadarı ise 42 haftayı geçmektedir. Bu durumda zaman aşımı söz konusudur. Son haftalarınızda sık sık doktorunuzla irtibat halinde olunuz. Zaman aşımı durumunda doktorunuz bebeği daha yakından izleyecek ve gerekli gördüğünde suni sancı ya da sezaryen operasyonuyla müdahale edecektir" diye konuştu.
iha

24/4/2008, Kategori: Dogum Bilgileri : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

doğum hakkında bilgiler

 Bir çocuk sahibi olmaya karar verildiği ilk andan itibaren yaşanan heyecanlar doğum günü yaklaştıkça artmaya başlar ve doğumun ilk işaretleri ile birlikte doruğa ulaşır .Herşey sona erdikten sonra anne ve babanın dünyadaki en önemli eserleri olan bebek kucağa alındığında ise yaşanan bütün sıkıntılar, çekilen bütün ağrılar yerini tarifi imkansız bir huzur ve mutluluğa bırakır.

Doğum ya da başka bir deyişle normal doğum 20. gebelik haftasını doldurmuş olan bir fetusun rahim dışına zarlar ve plasentası ile birlikte atılmasını ifade eder. insanda gebelik 280 gün sürmektedir ancak tüm gebeliklerin sadece %5 kadarı beklenen günde sona erer. Gebe kadınların
büyük bir kısmı ise beklenen doğum tarihinden yaklaşık 1 hafta kadar önce doğum eylemine (travay) girer. Düzenli rahim kasılmalarının ortaya çıkması ile başlayan sürece (anne adayı bunları sancı olarak algılar) EYLEM ya da TRAVAY adı verilir.

Bir gebeliğin normal yoldan sonlanabilmesi 3 ana faktöre bağlıdır. Bunlar rahime bağlı, bebeğe bağlı ve annenin kemik çatısına bağlı faktörler olarak sınıflandırılabilir. Bir başka deyiş ise güçler (rahim kasılmaları), yol (kemik yapı) ve yolcudur. (bebek). Doğumun olabilmesi için rahim düzenli aralıklarla rahim ağzını açabilmek için kasılmalıdır. Bu kasılmaların karşısında rahim ağzının açılmasına engel bir durum olmamalıdır. Rahim açıldıktan sonra devam eden kasılmalar bebeği rahim dışına itecektir. Bu itmenin sağlanması için bebek uygun pozisyonda olmalı ve yine önünde bir engel bulunmamalıdır. Son olarak bebeğin geçeceği yol ile bebek arasında bir uyumsuzluk söz konusu olmamalıdır. örnğin bebeğin yan ya da oblik durduğu durumlarda bu yoldan geçmesi mümkün değildir. Böyle bir durum varlığında normal doğum gerçekleşemeyecek, eğer zamanında fark edilip sezaryene karar verilmez ise anne ve bebeğin hayatını tehlikeye atabilecek istenmeyen komplikasyonlar ortaya çıkabilecektir.

Genelde doğumun yaklaştığının ilk belirtileri düzensiz kasılmalar ve halk arasında nişan gelmesi olarak anılan durumdur. Rahim ağzı tüm gebelik boyunca sümüğümsü bir tıkaç ile kapalıdır. Bu tıkaç bebeği dış etkenlere karşı korur. Doğum eyleminin başlamasından hemen önce rahim ağzında hafif bir açılma olur ve bu tıkaç kanlı bir akıntı şeklinde vücut dışına atılır. Yine doğumun erken belirtilerinden biri de düzensiz rahim kasılmalarıdır. Kişi bu kasılmaları ağrı olarak algılar. Yalancı doğum sancıları adı verilen bu kasılmalar dinlenmek ile geçer ve sıklık ile şiddeti zamanlar artmaz. Suyun gelmesi doğumun bir diğer belirtisidir. Genelde zarlar açıldıktan sonra 24 saat içinde eylem başlar.

Doğumu başlatan faktörlerin ne olduğu, anne vücudunun bebeğin olgulaştığını anlamasını ve sancıları başlatarak doğumu gerçekleştiren etkenlerin hangileri olduğu günümüzde hala daha tam olarak anlaşılmış değildir. Bu konuda çok çeşitli teoriler olmasına rağmen doğum olayı hala daha gizemini korumaktadır.

Doğum temel olarak 3 evrede incelenir.

Doğumun birinci evresi rahim ağzında açılmaya neden olacak güçteki kasılmaların başlamasından rahim ağzının tam açılmasına (10 cm) kadar geçen süredir.

Doğumun ikinci evresi tam açık durumundan bebeğin tamamen doğmasına kadar geçen süreyi ifade eder.

Bebeğin tamamen doğması ile plasenta ve eklerinin bütünü ile atılmasına kadar geçen süreye de doğumun 3. evresi denir.

Bazı yazarlara göre 3. evreden sonraki ilk 1 saatlik dönem 4. evre olarak adlandırılmalıdır.

Doğum insanlık tarihinin başlangıcından beri hekim ve hekim olmayan tüm insanlar için son derece gizemli ve büyüleyici bir olaydır.

3/4/2007, Kategori: Dogum Bilgileri : Yorum (yok) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

<- : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->